Çoğumuzun tatil mevsimi olarak düşündüğü, çalışma temposunun düştüğü yaz mevsiminin sonuna geliyoruz. Okulların açılması ile başlayan yoğun iş ve eğitim dönemi bizi bekliyor. Bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmek için şimdiden bir takım önlemler almamız gerekir.
Sonbaharda hastalıklar niye artar?
Havaların soğuması ve güneşten yeteri kadar faydalanamama, ilk neden olarak sayılabilir. Özellikle mevsim dönümlerinde oluşan gece gündüz arası yüksek ısı farklarıı, havadaki elektriğin değişmesi bizi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Cilt ve ağız, burun içini döşeyen mukoza dediğimiz dokuların soğukla kuruması, koruyucu mekanizmaları n iyi çalışmamasına, allerjik reaksiyonların artmasına ve vücudumuza mikropların kolayca girmesine neden olur. Yaşamın açık havadan kapalı ve sıkışık mekanlara kayması, hastalık bulaşma olasılığını attırır. Hava kirliliğinin artması bir çok hastalığa davetiye çıkarır. Beslenme şeklinin değişmesi diğer bir risk faktörüdür. Çoğunlukla yaz aylarında sebze - meyve bolluğundan dolayı daha hafif ve sağlıklı besleniriz. Sonbahardan itibaren çoğumuz daha ağır bir beslenme tarzına geçeriz. Hareketliliğimiz ise azalır.
Sonbaharda hangi hastalıkların sıklığı artar?
İlk olarak solunum yolları hastalıklarının sıklığının arttığını söyleyebiliriz. Soğuk algınlığı, farenjit, bademcik iltihapları, grip, sinüzit, kulak iltihapları, bronşit ve zatürree bu gruptadır. Allerjik reaksiyonlar soğuk, rüzgar ve hava kirliliğinin artmasına bağlı olarak daha sık görülür. Hipertansiyon, kalp hastalığı ve seker hastalığı gibi kronik hastalıklar kontrolden çıkmaya meyillidirler. Astım ve kronik bronşit hastaları için ise en tehlikeli mevsimdir. Çünkü hastalık atakları en çok bu mevsimde görülür. İdrar yolu enfeksiyonları sıklığı da bu mevsimde artmaktadır. Bu hastalıkları sıralayacak olursak:
SOĞUK ALGINLIĞI
Virüs denilen çok küçük mikroplarla oluşan ve en sık görülen kış hastalığıdır. Yaklaşık 200 çeşit virüs bu grup hastalığa neden olur. Nezle diye adlandırdığımız hastalık da bu gruptadır. Mikrop vücuda girdikten birkaç gün sonra hastalık belirtileri başlar. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, koku ve tat duyumunun azalması, hafif ateş en sık görülen belirtilerdir. Hastalık solunum yoluyla bulaşır, fakat gözden kaçan önemli bir bulaşma yolu da kirli ellerdir. Ağız ve burun salgılarının bulaştığı ellerle başka kişilere veya eşyalara temas sonucu mikrop kolayca bulaşır. Diğer insanlar kirlenmiş ellerini ağız veya buruna götürerek hastalığı alırlar.
Hastalıktan korunmanın en kolay yolu el temizliğine dikkat etmek, hastalıklı kişilerin olduğu kapalı ortamlardan ve yakın temastan kaçınmak ve soğuğa karşı kişisel önlemler almaktır.
Tedavide antibiyotiğin yeri yoktur, çünkü antibiyotikler virüsleri öldürmez! Hastalar istirahat, ağrı kesiciler, vitamin desteği, bazı soğuk algınlığı ilaçları ile ortalama bir hafta içerisinde iyileşirler.
GRİP (İNFLUENZA)
İnfluenza virüslerle oluşur. Çoğunlukla soğuk algınlığı ile karıştırılır. Aslında daha şiddetli ve ciddi bir tablodur. Ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, titreme, yaygın vücut ağrıları olur. Çocuklarda ve yaşlı kişilerde daha ağır seyreder.
Genel korunma önlemleri dışında en iyi korunma yolu her yıl grip aşısı olmaktır.
Hastalık tedavisinde özel virüs ilaçları ve belirtilere yönelik destekleyici tedaviler uygulanır. Tedavi daha ciddi ele alınmalı ve yakın doktor kontrolünde uygulanmalıdır.
FARENJİT VE TONSİLLİT
Farenjit boğaz, tonsillit ise bademciklerin iltihabıdır. Bir çok mikrop etken olabilir. En sık görülen etken “A Grubu Beta Hemolitik Streptokok” türü bakterilerdir ve tedavi edilmeyen bazı hastalarda “Akut Romatizmal Ateş” denilen hastalığa yol açabilirler. Ateş, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, boğazda gıcıklanma hissi ve vücut ağrıları olabilir.Tedavide çoğunlukla antibiyotik, ağrı kesici ve diğer destekleyici tedaviler uygulanır.
DİĞER SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI
“Akut Sinüzit” kafatasında bulunan sinüs adı verilen kemik boşluklarının iltihabıdır. Burun tıkanıklığı, baş ağrısı, ateş, geniz akıntısı gibi belirtiler verir. Süregen hale gelme (kronikleşme) olasılığı vardır.
“Otitis Media” orta kulak iltihabıdır. Çoğunlukla şiddetli boğaz iltihaplarından sonra gelişir. Kulak ağrısı, ateş ve genel durum bozukluğu ile seyredebilir.
“Akut Larenjit” ses tellerinin olduğu gırtlak kısmının iltihaplanmasıdır. Boğaz ağrısı, ateş vb. belirtilerinin yanında ses kısıklığı ile seyreder.
“Akut Bronşit” ise akciğerlerdeki hava yollarının (bronşların) iltihabıdır. Öksürük, balgam, ateş, nefes darlığı gibi belirtilerle seyreder.
Bu grup hastalıklar biraz daha ciddi enfeksiyonlardır. Tedavileri dikkatle ve uzun yapılmalıdır. Yakın doktor takibine ihtiyaç duyulur.
ZATÜRREE (PNOMONİ)
Kış aylarında sık görülen akciğer iltihabı türüdür. Solunum yolu ile bulaşan ve kış aylarında artan pnomonilere ‘Toplumdan Edinilmiş Pnomoni’ denir. Yüksek ateş, nefes darlığı, şiddetli öksürük, göğüs ağrısı ve genel durum bozukluğu yapar. Çocuk ve yaşlılarda ağır seyreder. Kuvvetli antibiyotik tedavisi yapılmalıdır ve hastanede yatarak tedavi gerekebilir.
İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
Kış aylarında sıklığı artan enfeksiyon hastalıklarındandır. Genellikle 50 yaş altındaki erkeklerde pek sık görülmeyen, fakat kadınlarda sık görülen hastalıklardandır. Ortalama sıklığı 10 ila 50 kadına karşılık 1 erkek civarındadır. Erkeklerde ise en önemli problem idrar yolu enfeksiyonları sonucu oluşan Prostatittir (Prostat bezi iltihabı). Bu hastalıklarda idrarda yanma sık idrara çıkma, idrar renginin bulanıklaşması, ateş ve karın ağrıları görülebilir. İdrar yolu enfeksiyonları iyi tedavi edilemezse kronikleşebilirler. Bu enfeksiyonları önlemek için genel hijyen şartlarına uymak, tuvalet temizliğine dikkat etmek ve soğuktan korunmak gerekir.
Çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?
Okullar bulaşıcı hastalıklar yönünden riskli ortamlardır. Kalabalık ve yakın temas mikrobik hastalıkların bulaşma olasılığını arttırır.
İlk alınması gereken önlem çocuklara hijyen kurallarını öğretmektir. Etkin el yıkamayı öğrenmeleri şarttır. Kirli alanlara (Tuvalet kapı ve duvarları, tozlu yüzeyler vb.) dokunduktan, yemek yemeden ve yedikten sonra, tuvalete gittikten sonra ellerini yıkama alışkanlıklarını edindirmek gerekir. Bunun dışında hapşırma ve öksürme sırasında ağız ve burunun bir mendille kapatılması, özellikle burun akıntılarının ellendikten sonra ellerin yıkaması gibi önlemler hastalanan çocuğun diğerlerine hastalığı bulaştırmasını engeller.
İkinci önlem kıyafetlerini nasıl kullanacağının öğretilmesidir. Hava sıcaklıklarının değişiklikleri, okuldaki iç ve dış ortamların ısı farkları hastalıklara davetiye çıkarır. Çocuklarımıza üstüste giyilebilen ince kıyafetleri nasıl giyebileceği öğretilmelidir. Soğuk dış ortamlarda soğuğu geçirmeyen, fakat hava geçişine izin veren kıyafetlerin altına sağlıklı, pamuklu, yünlü kıyafetleri üstüste giymelidirler. İç ortamlarda ise vücut ısısının düşmesine izin vermeyecek tarzda daha ince kıyafetleri giymeleri gerekir. Koşup, çok terleyen çocuklarımız için yanına yedek kıyafet verilebilir.
Beslenme en önemli konulardan birisidir. Özellikle erken saatte kalkan çocuklar iştahsız ve yemeğe karşı isteksiz olurlar. Kahvaltı yapmaları mutlaka sağlanmalıdır. Gerekirse okul ve evde ara öğünlerle beslenme desteklenmelidir. Bir çok çocuk meyve ve sebzeyi sevmez. Sebze ve meyve yeme alışkanlığını kazandırmak çok önemlidir. Beslenmenin bozulduğu dönemlerde doktora danışılarak vitamin takviyeleri yapılmalıdır.
Yeterli ve kaliteli uyku sağlığın önemli güvencelerinden birisidir.Hergün aynı saatte yatmalarını sağlamak performanslarını arttıracak ve hastalık olasılığını azaltacaktır.
Allerjisi olan çocuklarımız için okul döneminden önce doktor kontrollerinin yapılması ve sonbaharda artan allerjenlerden nasıl korunacağının öğretilmesi gereklidir.
Sık hastalanan çocuklarımız için koruyucu grip aşısının yapılması, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren destek ilaçlarının kullanılması gerekebilir.
Erişkinlerin korunması
Yaz aylarındaki hareketli yaşam kışın hava koşullarına bağlı olarak azalır. Günün kısalması bizleri erkenden eve yönlendirir. Günümüzü iyi planlamalı ve mutlaka spora zaman ayırmalıyız.Sabah biraz daha erken kalkarak ya da hava karardığında da sıkı giyinerek en azından 30- 45 dakika yürüyebileceğimizi unutmamalıyız. İş temposunun artmasına bağlı olarak kendimizi yorgun hissetmek spor yapmamıza engel gibi görülebilir. Aslında tam tersi bir durum söz konusudur. Spor yaptıkça gücümüz ve sağlığımız artar, yorgunluğumuz azalır.
Yazın çoğunlukla uyguladığımız hafif beslenme düzeni, daha kalorili ve ağır beslenmeye geçmemizden ötürü bozulur. Çoğunlukla kilo alınır, sebze ve meyve tüketimi azalır. Kışın da meyve ve sebze olduğu unutulmamalı , yoğun yağ ve şeker içeren gıdalardan kaçınılmalıdır. Balık mevsiminin başlaması ise bir avantajdır.
Kronik hastalığı olanlar kış aylarına girerken mutlaka genel kontrollerini yaptırmalıdır. Doktor kontrolleri sıklaştırılabilir. Öneriler doğrultusunda Grip veya Pnömokok aşıları yapılabilir. Yaşanan ortam ısısı iyi ayarlanmalı ve havanın aşırı kuru olması engellenmelidir. Kirli, kapalı ve soğuk ortamlarda uzun süre kalınmamalı, enfeksiyonu olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır. Hava sıcaklığına uygun kıyafetler giyilmelidir.
Prof. Dr. Bülent Yardımcı
İç Hastalıkları Uzmanı