page_top
×
bülent yardımcı hakkında
YAŞLILIĞA GENEL BİR BAKIŞ Doç.Dr. Bülent Yardımcı
08-09-2019
Genel Sağlık
YAŞLILIĞA GENEL BİR BAKIŞ

Tüm dünyada yaşam süresi giderek uzamakta ve bunun kaçınılmaz sonucu olarak toplumlar yaşlanmaktadır. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşlı nüfusun genç nüfusa oranı arttıkça yönetimler başta finans ve sağlık olmak üzere bir çok konuda problem yaşamaktadır.

 

Yaşlılık nedir?

Dünya sağlık örgütü yaşlılığı yıllar ilerledikçe oluşan çevreye uyum sağlama yeteneğinin azalması olarak tanımlamakta ve yaş sınırı olarak 60 yılı kabul etmektedir. Bu tanımlama tek başına yetersizdir. Yaşlılık bilimiyle ilgilenen tıp dalı GERİATRİ’ dir. Geriatri bilimine göre yaşlılık kesinlikle bir hastalık olmayıp, çocukluk ve erişkinlik gibi geçirilen psikolojik, fizyolojik ve biyolojik değişiklikleri içeren yaşamın bir bölümü olarak tanımlanmakta ve sınır 65 yaş olarak kabul edilmektedir.

 

Yaşlılıkla ilgili olarak Türkiye’de durum nedir?

Türkiye de giderek nüfusu yaşlanan bir ülkedir. Nüfusumuz 82 milyonu geçmiş ve 2017-2018 raporlarına göre ortalama yaşam süremiz kadınlarda 80,8 erkeklerde 75.3 yıl olmuştur. Ortalama yaşam süremiz toplamda 78 yıl olarak belirlenmiştir. Türkiye’de 100 yaşının üzerinde 5 bin kişi yaşamaktadır. Yaşlı nüfusu 2013 yılında 6 milyon civarındayken,  5 yılda gibi bir artışla 7 milyon civarına ulaşmıştır. Yaşlıların nüfus içerisindeki oranı % 8,5 tur.

 

Yaşlılar nasıl yaşıyorlar?

Yaşlı nüfusta ancak her 10 kişiden 1'i  işgücüne katılmaktadır. Çalışan yaşlılar  büyük oranda tarım sektöründe çalışmaktadır. Eğitimli yaşlı sayısı artarken; yaşlılarda fakirlik oranı da yükselmektedir.

Bu bilgiler ışığı altında Türkiyedeki yaşlıların büyük bir kısmının ailesi ile birlikte yaşayan, en az bir kez evlenmiş, okuma yazma bilen veya ilkokul mezunu, orta ve düşük gelirli profilinde olduğu görülmektedir.

 

Yaşlılıkla ilgili bilmemiz gereken sorunlar ve çözüm önerileri nelerdir?

Yaşlılığın tanımlaması çok ta kolay değildir. Yaşımız ilerledikçe cildimiz, kırışır, saçlarımız beyazlar, kas ve kemik dokularımız zayıflar, görme ve işitme problemleri başlar. Bu değişiklikler herkeste aynı hız ve şiddette olmaz.

Yaşlılıkta en sık hareket sistemi hastalıkları ( eklem ağrıları, eklem kireçlenmeleri, romatizmal hastalıklar vb.), kalp ve damar sistemi hastalıkları, şeker hastalığı gibi metabolik hastalıklar, kanser, bunama (demans), görme- işitme sistemi ile ilgili hastalıklar görülür. Yıllar ilerledikçe düşme, idrar yolu problemleri, uyku bozuklukları, depresyon gibi rahatsızlıklar yaşlı bireylerin başka kişilerin yardıma muhtaç olma olasılığını yani bağımlılık oranını arttırır.

Yaşlılığın getirdiği problemlerle başa çıkmak mümkündür. Kişisel olarak ilk yapılması gereken şey yıllar ilerledikçe kişinin kendisine daha iyi bakmasıdır. Sağlıklı beslenme ve egzersizle kas ve kemik zayıflığı önlenebilir. Şeker kan yağları bozukluğu gibi metabolik hastalıkların oranı azaltılabilir. Sosyal aktiviteleri sürdürmek, okumak, gezmek, yeni şeyler öğrenmeye çalışmak, aktif görevlerde yer almak zihinsel sağlığımızın uzun yıllar iyi olmasını sağlar.

Aslında yaşlılar haftasında yapılması gereken şey, toplumda yaşlıların yeri ve bununla ilgili gereken konuların gündeme getirilmesidir. Şu an Türkiye’de yaşlı nüfusun tüm nüfusa oranı % 8,5’a ulaşmıştır. Oran giderek artacaktır. Unutulmaması gereken şey herkesin bir gün yaşlanacağı gerçeğidir. İnsanlar yaşlandığında da hayattan zevk alır, sevgi ve saygı görmek ister. Türkiye de bu konuda çalışmalar yapmakta ve yaşlı nüfusun hayata daha aktif katılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Fakat sorunları toplumsal bilinç gelişmeden aşmak mümkün değildir. Yaşlılarla ilgili yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

Yaşlılar yaşamlarını rahat sürdürebilecek gelire sahip olmalı, sağlık hizmetlerine rahat ulaşabilmeli, yaşadıkları ortam koşulları uygun olmalıdır ( güvenli çevre, sosyal ve kişisel gereksinimlere rahat ulaşabilme- yüksek olamayan kaldırım, uygun toplu taşıma araçları, rahat sosyal aktivite ve alışveriş koşullarının sağlanması vb.)

Gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu yaşlıların bilgi birikimi ve tecrübelerinden yararlanmaktır. Onların toplumdan uzaklaştırılmaması ve aktif yaşam içerisinde yer alması sağlanmalıdır.. Eğitim ve kültür aktivitelerine katılmaları sağlanarak bilgi birikimlerini aktarmaları ve genç nüfusun bundan yararlanması toplum yararına olacaktır.

Yaşlılar aktif ve üretken olabilirler. Göethe en önemli eseri Faust’u 82 yaşında bitirmişti. Mimar Sinan Selimiye camisini 86 yaşında tamamlamıştı. Charlie Chaplin 76 yaşında halen yönetmen koltuğunda çalışıyordu. Yaşlılar üretkenlik konusunda teşvik edilmeli ve gerekli olanaklar sağlanmalıdır.

Yaşlılık yaşamın olgun ve değerli bir dönemidir. Yaşlı bireyin kendine değer vermesi ve yaşama sarılarak üretkenliği sürdürmesi gerekir. Yaşlılarına değer veren ve onları aktif yaşama katılan toplumların daha refah ve ileri olacağı unutulmamalıdır.

Prof. Dr. Bülent Yardımcı